İyi Oluş

Yediklerimi Hazmedemiyorum!

Offf Yediklerimi Hazmedemiyorum!

by

Yediklerimi Hazmedemiyorum!
Ramazan ayındayız ve bu zamanlarda oruç tutan bir çok kişinin yaşadığı en temel sıkıntı sanırım budur. Kolay değil 18 saat aç kalıp sonra geriye kalan 6 saate hem iftar edip hem sindirip hem de sahur yapmak. Burada kadın programlarına çıkıp konuşan uzmanlar gibi porsiyonlarınız az olsun, çok yemeyin gibi cümleler kurma niyetinde değilim…. Yılın en uzun saatlerinde oruç tutan biri olarak size kendi denediğim ve faydasını gördüğüm yöntemlerden bahsetmek istiyorum. Aslında sadece ramazan ayı için değil. Bütün öğünlerinizde bunları uygulamanızda fayda var çünkü yenilenlerin hazmedilemesi bir sindirim problemidir. Ve inanın bir çok hastalığın başlangıcı sindirimde ki problemlerle başlıyor…

Delilik

Delilik

by

Odandan, evinden, sokağından, zihninden, bedeninden, düşüncelerinden; dünyandan, güneş sisteminden ve galaksinden dışarı çık. Bu, en önemlisidir. Çünkü sen, olmadığını düşündüğün yerlerde de varsın; olduğunu düşündüğün yerlerde varken, görüşünden kaçan yerlerdeki varlığını inkardasın.

Yine de, hem emrinde sana sunulmuş bir hizmetkar, hem de bir bebek gibi, bir cenin gibi üzerine sarmaladığın bu sonsuzluk, senin kendine biçtiğin kadarıdır. Kendin kadar varsın. Bir de senin gibi binbir can var, bu buruş buruş kumaşın kıvrımlarının her yerine dağılmış; onlar yokmuş gibi, onlardan ayrı nefes alıyormuşsun gibi yapamazsın. Bu da, cehaletin doruk noktasıdır. Varsan birlikte varsın. Tek başına, boş ormanda düşen bir ağaçsın. Ormana bak, ormanı gör.

Kaliteli Bir Tatil İçin Öneriler

Kaliteli Bir Tatil İçin Öneriler

by

Tatil kelimesi içinde gizli bir mutluluk anlamı taşır ve tatiller her zaman büyük bir heyecanla beklenir. Çoğu zaman da haftalar hatta aylar öncesinden tatil programları oluşturulur, rezervasyonlar yaptırılır, gidilecek bölgeye göre kıyafet alışverişi yapılır. Bu sene hava sıcaklığı henüz izin vermediğinden ve Ramazan’ın da Mayıs ve Haziran aylarına denk gelmesinden ötürü çoğu kişi yaz tatili moduna geçemedi. Ancak bayramın gelişiyle durum böyle olmayacak ve güneş utana sıkıla kendini gösterse de tatil beldelerindeki doluluk oranları gözle görülecek şekilde artacaktır.

Bütün kışı yoğun bir tempoda geçirenlerin hayallerini süsleyen o anlara da sayılı günler kaldı diyebiliriz. Hayallerdeki tatil planı ne olursa olsun, tatillerin asıl amacı birçoğumuz için dinlenmektir. Elbette ki fiziksel anlam da dinlenmenin yanı sıra zihinsel olarak da dinlenmek çok önemlidir. Tatillerde hem bedeninizdeki yorgunluğu hem de bilincinizdeki yorgunluğu atmak için ise deneyebileceğiniz birkaç önerim var. Bu önerileri farklı zamanlarda uygulayarak sizin için en uygun ve dinlendirici olanları bulabilirsiniz.

PK

PK – Yanlış Numara

by

11 ayın sultanı Ramazan ayının bolluk ve bereketini içimizde hissettiğimiz bugünlerde sizlerle yüreğinizi ısıtacak bir başka Bollywood filmini paylaşmak istiyorum. Filmimizin adı “PK”… Aamir Khan’ın 2014 Aralık ayında gösterime giren PK filmi, IMDB’den 8,2 almıştır. Aamir Khan, 3 İdiots ve Taare Zameen Par gibi eğitim konusunu merkeze alıp sosyolojik çıkarımlara kucak açan filmlerinin aksine bu sefer “din” temalı bir film ortaya koymuştur. Filmi 3 İdiots filminin yönetmeni Rajkumar Hirani yönetmiştir. PK’nin uzun açılımı olan Peekay, Hint dilinde “deli” anlamına gelmektedir. Film konusu nedeniyle özellikle Hindistan’da çok eleştirilmiş olsa da oldukça başarılı bir gişe elde etmiştir. Film aynı zamanda 60. Filmfare Ödüllerinde 8 ödüle aday gösterilip ikisini almıştır. PK, beş Star Guild ödülü ile iki tane de Life OK Screen ödülüne sahiptir.

AŞK

Nereye kaçarsan kaç, “O” hep orada… Adı “AŞK!”

by

AŞKın en çok o insanı aptal eden halini özlüyorum… Sabah kalktığında sebepsizce mutlu uyanmayı, buluşma günü ve saati gelene kadar içinin kıpır kıpır etmesini, birlikteyken zamanı durdurma arzusunu, ayrılığın düşüncesinin dünyanın sonu ile eşdeğer olduğu o dünya ötesi halden bahsediyorum… Yapılan planların çıkış noktasının O’nun mutluluğu olduğu, O’nun için Ondan habersiz yapılan fedakârlıktan haz etme halinden bahsediyorum… Kulağa fısıldanan “seni seviyorum” cümlesinin kalp durduran etkisini, sadece güldüğü zaman dudağının kenarında beliren o çizgiyi günlerdir asık yüzünde bir anlık görmenin “şükürler olsun” dedirten gücünden bahsediyorum… Bir zamanlar dinlerken dalga geçtiğin şarkılarda kendi yaşanmışlıklarından parçalar bularak avaz avaz eşlik etmekten, sonunu düşünmeden, sadece anı düşünerek kendini aşka teslim etme halinden bahsediyorum… Ne yalan söyleyeyim ben âşık olmak istiyorum! Ve ne yalan söyleyeyim aslında korkuyorum…

Mutfak

Mutfakta Biri mi Var?

by

Yemek yemeyi sevmeyen yoktur diye düşünüyorum. Hayatımızın olmazsa olmazı. Ama iş bir şeyler yaratmaya ya da bir şeyler yapmaya geldiğinde insanların korkulu rüyası oluyor mutfak. Kimsenin gözünde büyüttüğü gibi değil aslında. Sadece gıda sektörü her geçen gün yelpazesini restaurantlarla, fast foodlarla çeşitlendirdiği için bizler tembelleşiyoruz ve işin kolayına kaçıyoruz. Mutfakta mini bir sandviç yapmak bile gözümüzde büyüyor.
Yaz geldi! Herkeste plan, programlar başladı. “Tatile gidemeyenleri düşünen yok tabi” demeyin… Yaz sıcaklarında işten güçten kafasını kaldıramayanlara Haziran ayı için süper bir fikrim var!

Black – Işığa Doğru

by

Filmimizin ana karakteri olan Michelle, görme ve işitme yetisini henüz bebekken kaybetmiş, Hintli ve varlıklı bir ailenin ilk çocuğudur. Dünyanın tüm ses ve renklerinden uzak; kendi karanlığına hapsolmuş ve bu karanlıkta kaybolmuş olan Michelle, sekiz yaşına geldiğinde çekirdek ailesi tarafından bir tehlike olarak görülmeye başlar. Doğru yöntemleri kullanamadıkları için eğitemedikleri kızlarının asla eğitilemeyeceğine koşullanan aile, Michelle’i de bu öğrenilmiş çaresizliğe sürükler. Evde kızlarını kaybetmemek için Michelle’in boynuna evcil bir hayvanmışçasına zil takan ve onu bu yöntemle takip eden aile; seyirciye, yıkılamayan toplumsal tabuları adeta sessizce haykırmaktadır. “Normal olmayanı ötekileştir!” Peki, “normal” nedir? “Normallik sınırlarını kim ve ne şekilde belirler?” Bu soruların yanıtlarını bulmadan, emek vermeden, empati kurmadan bilinçsizce Michelle’i hayattan koparan aile iki kardeş arasına yıllar sonra patlak verecek kalın duvarlar örmeyi de ihmal etmez. Engelli bir kıza sahip olmanın yükünü kaldıramayan baba ise, sonunda Michelle’i akıl hastanesine göndermek istese de karısının çabaları sonucu Michelle için özel bir öğretmenden yardım almaya ikna olur. Özel eğitim ihtiyacı olan çocuklar üzerinde başarılı sonuçlar elde etmiş olan Debraj öğretmenin Michelle’in hayatına dokunması filmde işte tam da bu sahne ile başlar.

Yediklerimizin Tohumuna İnmek – GDO Nedir ? Hibrit Tohum Nedir ?

by

Mesela semt pazarına gittik, sebzemizi, meyvemizi aldık, veya şehir dışına gittik, köydeki teyzelerden aldık ürünlerimizi. Şimdi bunlar organik olmuyor mu?

Semt pazarındaki sebze meyvenin organik olmadığını artık herkes biliyor! Ancak köyden alınanları doğal diye, organik diye düşünüyoruz ne yazık ki. Kötü haber! Organik değiller!

“Tamam bunlar organik olmuyor ama ufak bir bahçe yaptınız ve aldığınız tohumları ektiniz yine olmuyor mu? “diye sorarsanız aslında ne yazık ki yine organik olmuyor.

Çevremde Organik Gevher olarak tanındığım için artık herkes bu konudaki deneyimlerini benimle paylaşıyor. Evlerine gittiğim zaman, ” bak bunu rahat rahat yiyebilirsin, kayınvalidemin köydeki bahçesinden geldi, organik” gibi kurulan cümleler ile çok karşılaşıyorum. Teşekkür edip yiyorum tabi ama ne yazık ki organik değil! Tarlaya siz ekmiş olsanız bile, gübre atıyorsanız organik olmuyor. Siz atmasanız bile yan tarla atıyorsa ve yer altı suları ile o sizin tarlanızı da etkiliyorsa o zaman da organik olamıyor. Tamam ben atmıyorum yan tarlam da atmıyor deseniz bile; tohum?? İşte her şey aslında tohum ile başlıyor.

Herhangi Bir Günün Tavsiyesi

by

Anda Yaşamak ?

Nerdeyiz?

Neden korkarak yaşıyoruz ve aslında yaşıyor muyuz?

Onca bilgi akıp giderken onları yakalayamama yanılgısına düşüp nehirden mi çıktık yoksa? Ya da panikleyip boğulmaya mı sürükleniyoruz?

Bilgi akıyor. Bilgi her yerde, bilgi baktığın yerde, bilgi havada asılı ve bilgi gerçek kut. İhtiyacımız da yok ya, yaşantımızın içinde televizyon, internet vs. kitle iletişim araçları varken ve bunlara günlük bilincimizin en düşük haliyle bile ulaşabilirken, bu aygıtların, bütünün hayrına kullanılmıyor olması; safsata ve kıpkırmızı renklerle dolup taşması belki olması gereken şey; fakat yazık. Olan biten hakkında fikir yürütürken, olması gereken her şeyin olduğunu ve olan her şeyin de olması gerektiğini unutmamak gerek. Bunların kimin yaratımı olduğu ise ayrı bir konu. Lakin tartışmasız, bizim. Herkesin kendinin ve bir üst bilinç düzeyinde herkesin ortak yaratımıdır olan her şey.

Benim Adım Khan – İyi ile Kötünün Savaşı

by

Bu hafta sizlere Şubat 2010’da gösterime girmiş bir başka Bollywood filminden bahsetmek istiyorum. Filmimizin adı “Benim Adım Khan” . Karan Johar’a ait filmin baş rollerini Shahrukh Khan ve Kajol paylaşmaktadır. 165 dakika uzunluğundaki film, verdiği sosyal ve politik mesajları ile dünya çapında ses getirmiştir. Benim Adım Khan filmi ile oyunculuğunu bir kez daha kanıtlamış olan Shahrukh Khan, Filmfare tarafından 2011 yılında en iyi erkek oyuncu, Kajol en iyi kadın oyuncu ve Karan Johar da en iyi yönetmen ödülünü kazanmıştır. Film bu üç ödül dahil toplamda dokuz farklı ödül almıştır.

Filmin ana karakteri Rızvan Khan küçüklüğünü annesiyle Mumbai’de geçiren asperger sendromlu Hintli bir Müslümandır. Otizm’in bir çeşidi olan bu hastalığın en temel özellikleri; sosyal etkileşime zarar vermesi; beynin gelişimini engellemesi ve bireyde sınırlı ve tekrarlanan davranışlara sebep olmasıdır…