Benim Adım Khan – İyi ile Kötünün Savaşı

Benim Adım Khan

 

“Bir şeyi unutma, Rızvan! Dünyada sadece iki tür insan vardır: İyilik yapan iyi insanlar ve kötülük yapan kötü insanlar… İnsanlar arasındaki tek fark budur.”

Bu hafta sizlere Şubat 2010’da gösterime girmiş bir başka Bollywood filminden bahsetmek istiyorum. Filmimizin adı “Benim Adım Khan” . Karan Johar’a ait filmin baş rollerini Shahrukh Khan ve Kajol paylaşmaktadır. 165 dakika uzunluğundaki film, verdiği sosyal ve politik mesajları ile dünya çapında ses getirmiştir. Benim Adım Khan filmi ile oyunculuğunu bir kez daha kanıtlamış olan Shahrukh Khan, Filmfare tarafından 2011 yılında en iyi erkek oyuncu, Kajol en iyi kadın oyuncu ve Karan Johar da en iyi yönetmen ödülünü kazanmıştır. Film bu üç ödül dahil toplamda dokuz farklı ödül almıştır.

Filmin ana karakteri Rızvan Khan küçüklüğünü annesiyle Mumbai’de geçiren asperger sendromlu Hintli bir Müslümandır. Otizm’in bir çeşidi olan bu hastalığın en temel özellikleri; sosyal etkileşime zarar vermesi; beynin gelişimini engellemesi ve bireyde sınırlı ve tekrarlanan davranışlara sebep olmasıdır.

Rızvan, annesi öldükten sonra Amerika’ya küçük kardeşinin yanına gider. Orada tanıştığı ve aşık olduğu Mandira adında, San Francisco’da yaşayan, dul ve Hindu bir kadın ile evlenir. Rızvan’ın kardeşi, farklı dini inanışları nedeniyle bu evliliğe karşı çıksa da çift, iki dinin de ritüellerini yerine getirerek evlenir ve dini inanış farklılıklarının aşkın önünde bir engel olamayacağını seyirciye hissettirir.

Müslümanlara yönelik yapılan sosyal ve psikolojik baskılar aileyi zor günlere sürükler.

Eşinin soyadını alan Mandira’nın oğlu Sam’in babalık görevini yerine getirmek için canla başla mücadele eden Rızvan, hastalığının etkileri ile adeta savaşarak topluma uyum sağlamaya başlar. Dışarıda birbirlerinin inanışlarına tahammülü olmayanların savaşı sürerken, mutlu olmayı başarmış bu çekirdek ailenin hayatı 11 Eylül olaylarıyla adeta bir kabusa döner. Hem Rızvan’ın komşusu olan bir Amerikalı’nın Afganistan’a savaşa giderek ölmesi sonucu kardeş gibi geçindikleri komşularının bile Rızvan ve ailesinden uzaklaşması hem de yaşadıkları toplumda Müslümanlara yönelik yapılan sosyal ve psikolojik baskılar aileyi zor günlere sürükler. Bunlar da yetmezmiş gibi Mandira ve Rızvan’ın oğlu, öğrencisi olduğu okulda farklılıkları bir zenginlik değil tehdit olarak gören ırkçı kesimin önce saldırılarına maruz kalır sonrasında da futbol sahasında bu nefret dolu gençlerle tartışırken kalbine atılan sert bir futbol topu darbesi nedeniyle ölür. Hayattaki en değerli varlığını sonsuza dek kaybeden Mandira, oğlunun ölümünün nedenini kocasının Müslüman olmasına bağlar ve ondan boşanmak ister ancak karısına ilk günkü kadar aşık olan Rızvan’a bu durumu anlatmak kolay olmaz.

Filmin başındaki hoşgörüsünün yerini yaşadığı korkunç acı nedeniyle nefrete bırakan Mandira Rızvan’dan imkansızı ister. Amerika Başkanı ile konuşup durumu anlatmasını… İşte tam bu noktada Rızvan’ın macerası başlar…  Başkana ulaşabilmek için onu adım adım takip eden Rızvan, başkanın ardından ülkeyi dolaşmaya başlar. Başkana ulaşmaya  en yakın olduğu yerde, radikal İslami bir grubun saldırı hazırlığında olduğunu öğrenir ve bunu FBI’ya haber verir. Saflığı ve masumiyeti ile seyircinin gönlünde taht kuran Rızvan işte tam da bu noktada yani izleyiciler arasından başkana ulaşmaya çalışırken filmin ana temasını seyircinin yüreğine kazıyan meşhur repliğini söyler:

“ Benim Adım Khan ve ben terörist değilim…”

Rızvan’ın sesi ile harekete geçen güvenlik güçleri saldırı yapacağını sandıkları için Rızvan’ı tutuklar. İslamiyeti ve Müslümanlığı karalama adına bardağı taşıran son nokta olan bu tutuklanma, Amerika’da yaşayan Müslümanları harekete geçirir. Başlatılan kampanyalar sonucunda Rızvan’ın suçsuz olduğu ortaya çıkar.

Serbest kalan Rızvan bir gün televizyonda Gürcistan’da kaldığı Hıristiyan köyünün sel felaketine uğradığını öğrenir ve oraya hareket eder. Çaresiz köylülerin sesi olan Rızvan konuşmasında İslam’ın yardımlaşma dini olduğu mesajını çok güzel verir ve yetkililerin dikkatini çekmeyi başarır. Tüm çabalarının sonucunda başkanla görüşmeyi başaran Rızvan, terörün kaynağının İslam olmadığını; terörün bir dini olmadığını ve olamayacağını; nefretin en büyük tehdit olduğunu; sevginin ise her dilde ve dinde ortak olduğunu başkanın huzurunda tüm insanlığa açıklar.

Film bu temaları işlerken aynı zamanda insanların çekinerek baktığı asperger sendromlu bir bireyin sabır, sevgi dolu ve önyargılardan uzak bir eğitimle nasıl tek başına yaşamayı öğrenebileceğini ve topluma kazandırılabileceğini de seyircisine gösteriyor. İçinde hoşgörü, sevgi, sabır ve anlayış barındıran bir film izlemek isteyen herkesin izlemesi gereken bir film. Şimdiden hepinize iyi seyirler diliyorum.

Paylaş

Konuyla ilgili etiketler
, , ,
Daha fazla: Yağmur Toka

Kendine Yolculuk

Arındırın kendinizi,Çevrenizdeki tüm negatif insanlardan, sizi mutsuz eden tüm anılardan, yaşam enerjinizi...
Daha Fazla

1 Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir