İyi ki varsın!

Sen her kimsen “İyi ki varsın!”

Gözlerini kapatıp düşün istiyorum Yaradanın yarattığı her şeyi… Dağı, denizi, çiçeği, böceği, suyu, ateşi, kuşu, kelebeği – kısacası var olan her şeyi ve ne kadar sınırsız bir çeşitlikte var olduğunu düşün istiyorum… Renkleri düşün mesela… Sarıyı, siyahı, beyazı, kahverengiyi, maviyi, yeşili… Gökkuşağını düşün… Tüm renkleri getir birer birer aklına. Hangisi için diyebilirsin ki “dünya sen olmadan daha da güzel olurdu, ne kadar yanlış, ne kadar gereksiz bir renksin sen…”?

Sonra kendini düşün lütfen… Bunca güzellikte, bunca çeşitlikte her şeyi birbirinden farklı özelliklerde muhteşem bir dengede ayrı ayrı Yaradan “Seni” sebepsiz yaratmış olabilir mi gerçekten? Bu dünyada var olan – bir bedene ruh olarak üflenen nefesin – ve sen gereksiz olabilir misin sahiden?

Olamazsın… Olamayız!

Dikkat! Bahar geliyor… Depresyonu ile beraber!

Bahar depresyonu diye bir şey var!

Ben ve benim gibi kıştan pek de haz etmeyen insanların dört gözle beklediği, güneşin yavaş yavaş kendini göstermeye başladığı o muhteşem günlerdeyiz. Montlar, kazaklar, çizmeler yerini şortlara, tişörtlere, çiçekli elbiselere, sandaletlere bıraktı. Bahar geldi bahar…

Artık ısınmak için ısıtıcılara, kat kat giyinmeye ihtiyacımız yok. Hasta olduk olacağız endişesi ile sokağa çıkmamaya veda ediyor; “Hava 8’de kararıyor zaten”, “Aman ne gerek var otur oturduğun yerde”,” Yarın iş var” bahanelerimizi yavaş yavaş rafa kaldırıyoruz… Her yeni gün de daha aydınlık bir sabaha uyanıyoruz, gün boyu güneş eşlik ediyor bize, günler uzuyor ve biz aklımızdakileri gerçekleştirmek için daha fazla fırsat buluyoruz. Kış boyu ertelediğimiz, üşendiğimiz ne varsa harekete geçmenin zamanı geldi. Bir şeylere başlamak için o hep beklediğimiz “pazartesi günleri” tam da bu pazartesi günleri 🙂

Sevgilim

Gelecekteki Sevgilim ‘e Mektup

Eğer az da olsa birbirimize benziyorsak birlikte çok eğleneceğiz… Hiçbir zaman bitiremeyeceğimiz yap-bozlara başlar, spor salonlarına yazılır gitmeyiz,  ama her seferinde bu sefer bitirmeden bırakmak yok deriz… PlayStation oynarız mesela, FIFA’yı falan bilmem ama Tekken’de seni zorlayacağıma eminim… Olur da canımız hiçbir şey yapmak istemez sadece susup oturmak isterse susar oturur, müzik dinler, okuduğumuz kitapların sevdiğimiz cümlelerinin altını çizeriz… Görenlerin mutfakta tüp patladığını düşüneceği şekilde darmadağın yemek yapabilir, en diyetli olduğumuz zaman diliminde koca dilim çikolatalı pastayı midemize afiyetle indirebiliriz… Hava güzelse sandal kiralar, balık tutmaya gideriz… Yağmurluysa yürüyüşe çıkar, çamur vs. aldırmadan çimlere serilebiliriz… Bir alışveriş merkezinin üst katında çocuklara ayrılan oyun alanında saatlerce oyun oynayabiliriz… Günübirlik geziler, hafta sonu kaçamakları planlar, bilmediğimiz bir şehrin bilmediğimiz sokaklarında sevdiğimiz şarkı çaldığında kimseye aldırmadan dans ederiz… Yapılacak o kadar çok şey var ki aslında…

AŞK

Nereye kaçarsan kaç, “O” hep orada… Adı “AŞK!”

AŞKın en çok o insanı aptal eden halini özlüyorum… Sabah kalktığında sebepsizce mutlu uyanmayı, buluşma günü ve saati gelene kadar içinin kıpır kıpır etmesini, birlikteyken zamanı durdurma arzusunu, ayrılığın düşüncesinin dünyanın sonu ile eşdeğer olduğu o dünya ötesi halden bahsediyorum… Yapılan planların çıkış noktasının O’nun mutluluğu olduğu, O’nun için Ondan habersiz yapılan fedakârlıktan haz etme halinden bahsediyorum… Kulağa fısıldanan “seni seviyorum” cümlesinin kalp durduran etkisini, sadece güldüğü zaman dudağının kenarında beliren o çizgiyi günlerdir asık yüzünde bir anlık görmenin “şükürler olsun” dedirten gücünden bahsediyorum… Bir zamanlar dinlerken dalga geçtiğin şarkılarda kendi yaşanmışlıklarından parçalar bularak avaz avaz eşlik etmekten, sonunu düşünmeden, sadece anı düşünerek kendini aşka teslim etme halinden bahsediyorum… Ne yalan söyleyeyim ben âşık olmak istiyorum! Ve ne yalan söyleyeyim aslında korkuyorum…

“Hayal”lerinizi “gerçek”leştirmeye var mısınız?

Gerçekleşmesini istediğiniz her hayalde limit-sizsiniz!

Hepimizin zaman zaman gözlerimizi kapatıp gerçekleşmesini yürekten istediği hayalleri vardır, bir de gerçekleşmesinin tamamen kendi çabasına bağlı oldu hedefleri… Aslında gücünün ve yapabileceklerinin farkında olan insan için emin olun “hayal” diye bir şey yoktur… Şöyle anlatayım sigara bağımlısı bir insan için sigarayı bırakmak, yemek yemeği çok seven biri için diyet yapmak, öncesinde ingilizce tek kelime bilmeyen biri için o dile hakim olmak o kişinin tamamen bu olaylar/durumlar karşısında sergilediği tavırlar/davranışlarla bağlantılı olarak “hedef” de olabilir “hayal” de… Dolayısla gerçekleşmesini istediğimiz bir olayı yapılacaklar listesine almak, onu “hayal”den “hedef”e taşıdığımız ilk adım olduğu için oldukça önemlidir.

Merhaba Deniz

Merhaba, Ben Deniz

1985 yılı Kasım ayında doğmuş bir kız çocuğuyum. Size kendimi ve hayatımı birkaç cümleyle anlatmalıysam eğer; hayatımın ilk bölümünde sadece kendi içsesini dinleyerek yaşamış; etrafındakileri oldukça tedirgin, kendisini sonsuz mutlu etmiş biriyim. İkinci bölümde ise çoğunluk tarafından kabul edilmiş doğru ve yanlışlarla, yapılması gerekenlerle(!) hayatıma yeniden yön vermeye çalışırken tam anlamıyla kendimi kaybettim. Kendimi bulduğumda bir hastanenin acil servisinde, çığlıklar atarak ağlıyordum…

Bir saniye… Sanırım eksik ya da yanlış tanıttım kendimi… En baştan başlasam anlatmaya, beni dinler misiniz?