İyi Oluş

Dikkat! Bahar geliyor… Depresyonu ile beraber!

by

Bahar depresyonu diye bir şey var!

Ben ve benim gibi kıştan pek de haz etmeyen insanların dört gözle beklediği, güneşin yavaş yavaş kendini göstermeye başladığı o muhteşem günlerdeyiz. Montlar, kazaklar, çizmeler yerini şortlara, tişörtlere, çiçekli elbiselere, sandaletlere bıraktı. Bahar geldi bahar…

Artık ısınmak için ısıtıcılara, kat kat giyinmeye ihtiyacımız yok. Hasta olduk olacağız endişesi ile sokağa çıkmamaya veda ediyor; “Hava 8’de kararıyor zaten”, “Aman ne gerek var otur oturduğun yerde”,” Yarın iş var” bahanelerimizi yavaş yavaş rafa kaldırıyoruz… Her yeni gün de daha aydınlık bir sabaha uyanıyoruz, gün boyu güneş eşlik ediyor bize, günler uzuyor ve biz aklımızdakileri gerçekleştirmek için daha fazla fırsat buluyoruz. Kış boyu ertelediğimiz, üşendiğimiz ne varsa harekete geçmenin zamanı geldi. Bir şeylere başlamak için o hep beklediğimiz “pazartesi günleri” tam da bu pazartesi günleri 🙂

Moda

“Biri Bana Moda Mı Dedi?”

by

Moda rüzgarı, sonbaharla beraber eserken bizde bu güzel esintiden yararlanmalıyız diye düşünüyorum. Yeni trend  markalar kendilerine reklam yüzü yerine, koleksiyonunu kendi ismiyle tanıtacak ünlülerle anlaşılıyor. Dünyaca ünlü markalar isimlerinden söz ettirmek için marjinal tasarımlar seçiyor. Hanım hanımcık yani kokoş diye adlandırdığımız giyim tarzı yerini sokak tarzına bırakıyor. Kısacası biraz ondan, biraz bundan hesabı her markaya, her tasarımcıya biraz dokunacağız.

Okulların açılmasıyla gerçek yaşama dönen bizler, moda defileleriyle, sosyal medyayla  2017-2018 sonbahar –kış koleksiyonlarıyla tanışmış olduk. Geçen senelerden farklı olarak yerli markalarda artık kendilerinden ve koleksiyonlarından söz ettirmeye başladılar. Her bütçeye hitap eden markalarımıza da bu sene bakmanızı tavsiye ederim.

Haydi Ai Weiwei ‘ye Gidelim!

by

Weiwei, Çağdaş Sanatın yanında sinema, fotoğraf ve mimari ile de uğraşıyor. Ama en çok dikkati çeken özelliği, muhalifliği…

Adalet ve özgürlüğün peşine düşen, sessizliğin sesi olmaya çalışan, bu süreçte ülkenin siyasi sahiplerini kendine düşman edinen gerçek bir aktivist ve gerçek bir sanatçı…

Tutuklamalarla, gözaltılarla, ev hapisleriyle dolu tüm bu hayat, hem sanatını yapıp hem de aktivist olmakta direnen bir karakter. Tutukluluk geçmişinin de gösterdiği üzere takibi zor birisi.

Etkilenmek için yeterince sebebim varmış değil mi?

Siz yine de benim anlattıklarımla yetinmeyin ve mutlaka gidin, görün, yaşayın…

Hamilelikte kabızlık

Hamilelikte kabızlık nasıl giderilir?

by

Anne adayı ilk hamile olduğunu öğrendiğinde yaşadığı heyecan, mutluluk, şaşkınlık sonra yerini yavaş yavaş başka gerçeklere bırakmaya başlıyor… Bu ilk aylar bazı anne adayları için çok rahat yaşanırken, bazı anne ayları daha fazla zorlanıyor. Değişen hormon seviyelerinin yarattığı bulantılar, kusmalar, aşırı uyku, yorgunluk, duygusal değişimler, halsizlik, kokulara aşırı duyarlılık gibi birbirinden farklı semptomlar ile başa çıkmaya çalışılıyor. Tabi ki bu saydıklarımı bazı hamileler yaşıyor. Ama hamilelikte ortak bir sıkıntı var; Hamilelikte kabızlık .

Gebeliğin ilk aylarında değişen hormonlar, alınan vitaminler, demir ilaçları gibi çeşitli nedenler Hamilelikte kabızlık ‘a  sebep olabiliyor. İlerleyen aylarda bir de bebeğin büyümesinden dolayı bağırsaklara baskı da ekleniyor. Bu durum, bir çok hamile için gerçekten rahatsız edici oluyor. Kimi daha yoğun bu rahatsızlığı yaşarken, kimi daha hafif atlatıyor. Ama yaşamayan hamile yok derecek kadar az.

Teknoloji Bağımlılığı

Teknoloji Bağımlılığı

by

Günümüzde bunların nimetlerinden yararlanmayan kimse yoktur herhalde. Hatta öyle ki; çağımızın çocuk oyuncaklarının yerini tabletler aldı sanırım. Her şeyimiz teknolojiyle bağlantılı. Herhangi bir teknolojik enstrümanımızdan biri, bir kesintiye uğradığında hepimiz sinirleniyor ve sudan çıkmış balık gibi oluyoruz. Peki, hiç bunların bize olan zararını düşünüyor musunuz? Zarar derken fiziksel olarak zararından söz etmiyorum. Bizdeki yarattığı manevi, içsel zarardan…Hepimiz Teknoloji Bağımlısıyız. Teknolojinin yararı tartışılamaz ama bize verdiği zararı farkında değiliz. Farkındayım diyen de kendine yalan söylüyordur bence ya da bu yazımı okuyan içinden gülerek “sen sanki benden farklısın” diyordur. Bu görüşümü kendimi de bu gruba dahil ederek söylüyorum zaten. Günümüzde yaşayan çocuk, büyük herkes buna dahil.
Bize  sunduğu  yararları sonsuz, bu tartışılmaz bir gerçek. Ama insanların doyumsuzluğu ve hep daha fazlasını isteme hırsı işin içine girince burada zararları açığa çıkıyor. Ne zamandır bu konuda düşünüyorum “ Biz  insanlar nasıl bu noktaya geldik?” “Bizleri bu kadar bağımlı olmak rahatsız etmiyor mu? “ Ya da “İletişim araçlarının bizleri asabi yaptığını farkında mıyız?”

Organik Hamile

” Organik Hamile ” Beslenmesi

by

Hamile kalınca insan direk beslenmeye takılıyor. Ne yemem lazım, onu mu yemeliyim, eyvah bu hafta balık kaç kez yedim, ya ceviz… İnsan bir anda değişen o efsane hormonların da etkisi ile evhamlı anne moduna girmenin ilk evresini beslenme ile yaşıyor. Açık konuşmam gerekirse, bunlara çok takılıp, stres olup, bebeğime yarardan daha çok  zarar vermeme kararımı hamileliğimin çok erken zamanlarında aldım. Ama tabi ki dikkat etmedim değil. Sadece bunu bir travma haline getirmedim. Çünkü bence insana en büyük zararı stres ve üzüntü veriyor. Bunu bire bir yakınlarımda görüp, yaşamış biriyim. Hayatımın önceliği stres olmamak ve mutlu olmak.

Asma Bahçeleri

Asma Bahçeleri

by

Evrene evim diyebilecek misin?
Ayaklarına sor, yüreğinde cesaret varsa,
Cevabı duyarsın.
İç, dış olmuş. Zan öyle ki; kıyamet ha koptu ha kopacak. Halbuki yerin altı milyon yıldır kaynıyor.
Ne büyük zannederiz kendimizi!
Gecenin gülen martıları alacakaranlığın sessiz yarasalarına sormuş… Belki de bir tek balinalar şahit bu konuşmalara.
Dalga boyları aşıyor, boyumuzdan ileri.
Önce yerleri, sonra gökleri, sonra merak içinde tüm evreni.
Boydan boya bir çocukluk kitabında görmüştüm, yemyeşil Babil’in Asma Bahçeleri…

Serinleten İçecekler

Serinleten Yaz İçecekleri

by

Büyük bir özlemle beklediğimiz yaz mevsimi sonunda geldi! Temmuz ayının son günleri itibariyle kavrulmaya başladık bile diyebiliriz. Kimimiz kendinini tatil beldelerinde denize ve güneşe teslim etti, kimimiz de maalesef ki güneşin asfaltla kavga ettiği bu aylarda büyük şehirlerde bulunmak zorunda. Sıcak havadan bunaldığımızda ise nerde olursak olalım aradığımız şeylerin başında şöyle serin bir içecek geliyor!

İşte sizlere tam da bu anlarda hem malzemelerini kolayca temin edebileceğiniz hem de hızlıca hazırlayabileceğiniz Yaz İçecekleri tarifleri…

Kanadı Kırık Kuşlar

Kitap: ” Kanadı Kırık Kuşlar “

by

Kanadı Kırık Kuşlar

Bazı kitapların hafızanızda bıraktığı izler,  hissettikleriniz  tarifsizdir. Kitabı başından sonuna kadar yaşayarak okursunuz hatta yaşamak bir tarafa uzun bir süre etkisinde kalırsınız. Bunlardan biri “Kanadı Kırık Kuşlar”.

Kitap okumayı sevmeseniz de, emin  olun  bir  solukta okuyabileceğiniz,  içinde her şeyi barındıran bir roman. Çocukluktan ölüme kadar birbirlerini yormadan seven bir çiftin gerçek aşk hikayesine, hem Türk tarihine hem de Dünya tarihine, bir ailenin hayatta durma çabasına, isyanlara  ve  son dönemlerde hepimizin eksikliğini hissettiğimiz Atatürk sevgisine… Kısacası herşeye dokunuyor.
1930 yıllardan başlayan ve günümüze kadar gelen 4 kuşağın hayat öyküsü… Başarılı bir doktorun  Alman rejiminden kaçışı (mecburi) ve Türkiye ile yollarının kesişmesi. Türkiye’nin savaş yaralarını sarmaya çalışırken dimdik ayakta durmaya çabaları.  Kendi  mücadelesiyle uğraşırken bir çok insana vatan olarak kucak açışı. Parası olmayan bir ülkenin bilimsel olarak kendini geliştirmek için üniversiteler kurma çabası ve Ankara’nın nasıl inşa oluşu. Tabii  kalbe en güzel noktada dokunan iki ayrı kültüre sahip çocukların beraber büyümesi. Farkında olmadan sevgilerini de içinde büyütmeleri ama hissettiklerini  dile getirememeleri  ve bir isyanın onların aşkına tercüman olmasıyla bir ömür süren aşk hikayesi. Bu aşka en yakın şahit olan herkesin sonsuz saygısını kazanan madam. Farklı yerlere giden hayatlar.  İhtilaller,  isyanlar,  hükümetler ve yeni bir hayatın başlangıcı. Bu yeni  başlangıcın meyvesi bir kız. Onun hayata  tutunması  ve kalbinde sevgiden başka hiç bir şeye sahip olmayan bir çiftin  torunları Esra’nın yaralarını sararak büyütmeleri. Tabii ki dört kuşağın da Atatürk’e olan hayranlığı ve sevgisi…

Sevgilim

Gelecekteki Sevgilim ‘e Mektup

by

Eğer az da olsa birbirimize benziyorsak birlikte çok eğleneceğiz… Hiçbir zaman bitiremeyeceğimiz yap-bozlara başlar, spor salonlarına yazılır gitmeyiz,  ama her seferinde bu sefer bitirmeden bırakmak yok deriz… PlayStation oynarız mesela, FIFA’yı falan bilmem ama Tekken’de seni zorlayacağıma eminim… Olur da canımız hiçbir şey yapmak istemez sadece susup oturmak isterse susar oturur, müzik dinler, okuduğumuz kitapların sevdiğimiz cümlelerinin altını çizeriz… Görenlerin mutfakta tüp patladığını düşüneceği şekilde darmadağın yemek yapabilir, en diyetli olduğumuz zaman diliminde koca dilim çikolatalı pastayı midemize afiyetle indirebiliriz… Hava güzelse sandal kiralar, balık tutmaya gideriz… Yağmurluysa yürüyüşe çıkar, çamur vs. aldırmadan çimlere serilebiliriz… Bir alışveriş merkezinin üst katında çocuklara ayrılan oyun alanında saatlerce oyun oynayabiliriz… Günübirlik geziler, hafta sonu kaçamakları planlar, bilmediğimiz bir şehrin bilmediğimiz sokaklarında sevdiğimiz şarkı çaldığında kimseye aldırmadan dans ederiz… Yapılacak o kadar çok şey var ki aslında…