Kişisel Gelişim

Kendine Yolculuk

Kendine Yolculuk

Arındırın kendinizi,Çevrenizdeki tüm negatif insanlardan, sizi mutsuz eden tüm anılardan, yaşam enerjinizi çalan tüm enerjilerden arındırın kendinizi… Bilin ki arınmış bir zihin ve ruh bambaşka gözlerle bakmanızı sağlayacak yarınlara…Arındırın kendinizi,En büyük düşmanınızın zihninizdeki kaygılar ve korkular olduğunu; yaşamınızın kontrolünün aslında sizde olduğunu unutmadan arındırın kendinizi… Bilin k;i ne hissedersek onu düşünüyoruz ve ne düşünürsek onu deneyimliyoruz…Ve yaşayın doyasıya,Nefes almanın, sağlıklı olmanın aslında en büyük hazine olduğunu hatırlayarak, yanımıza kar kalacak olanın sadece şu AN olduğunu unutmadan; severek, gülümseyerek, imkanınız el verdiği ölçüde birilerinin hayatına dokunarak, affederek, sadece iyi insanlar ve iyi anılar biriktirerek, İYİ Kİ’lerinizi arttırarak yaşayın.Çünkü iyilik bulaşıcıdır aslında…

Neden Erteliyor Olabilirsiniz?

“Uzun zamandır yapmayı planladığınız ama yapamadığınız bir şey var mı?” diye sorulduğunda “Evet!” cevabını veriyorsanız bu yazı size hitap ediyor demektir. Nedenini bilmeden bazı şeyleri yapamadığımızı zannederiz ancak daha dikkatli düşününce aslında bunları ertelediğimizi fark ederiz. Peki neden bazı eylemleri en kısa sürede gerçekleştiririz de bazılarını erteleriz? Bu sorunun tek bir cevabı yoktur ancak yazarımız Bilge Aydoğan’ın hazırladığı sorular size yol gösterebilir.

Sevgilim

Gelecekteki Sevgilim ‘e Mektup

Eğer az da olsa birbirimize benziyorsak birlikte çok eğleneceğiz… Hiçbir zaman bitiremeyeceğimiz yap-bozlara başlar, spor salonlarına yazılır gitmeyiz,  ama her seferinde bu sefer bitirmeden bırakmak yok deriz… PlayStation oynarız mesela, FIFA’yı falan bilmem ama Tekken’de seni zorlayacağıma eminim… Olur da canımız hiçbir şey yapmak istemez sadece susup oturmak isterse susar oturur, müzik dinler, okuduğumuz kitapların sevdiğimiz cümlelerinin altını çizeriz… Görenlerin mutfakta tüp patladığını düşüneceği şekilde darmadağın yemek yapabilir, en diyetli olduğumuz zaman diliminde koca dilim çikolatalı pastayı midemize afiyetle indirebiliriz… Hava güzelse sandal kiralar, balık tutmaya gideriz… Yağmurluysa yürüyüşe çıkar, çamur vs. aldırmadan çimlere serilebiliriz… Bir alışveriş merkezinin üst katında çocuklara ayrılan oyun alanında saatlerce oyun oynayabiliriz… Günübirlik geziler, hafta sonu kaçamakları planlar, bilmediğimiz bir şehrin bilmediğimiz sokaklarında sevdiğimiz şarkı çaldığında kimseye aldırmadan dans ederiz… Yapılacak o kadar çok şey var ki aslında…

Delilik

Delilik

Odandan, evinden, sokağından, zihninden, bedeninden, düşüncelerinden; dünyandan, güneş sisteminden ve galaksinden dışarı çık. Bu, en önemlisidir. Çünkü sen, olmadığını düşündüğün yerlerde de varsın; olduğunu düşündüğün yerlerde varken, görüşünden kaçan yerlerdeki varlığını inkardasın.

Yine de, hem emrinde sana sunulmuş bir hizmetkar, hem de bir bebek gibi, bir cenin gibi üzerine sarmaladığın bu sonsuzluk, senin kendine biçtiğin kadarıdır. Kendin kadar varsın. Bir de senin gibi binbir can var, bu buruş buruş kumaşın kıvrımlarının her yerine dağılmış; onlar yokmuş gibi, onlardan ayrı nefes alıyormuşsun gibi yapamazsın. Bu da, cehaletin doruk noktasıdır. Varsan birlikte varsın. Tek başına, boş ormanda düşen bir ağaçsın. Ormana bak, ormanı gör.

AŞK

Nereye kaçarsan kaç, “O” hep orada… Adı “AŞK!”

AŞKın en çok o insanı aptal eden halini özlüyorum… Sabah kalktığında sebepsizce mutlu uyanmayı, buluşma günü ve saati gelene kadar içinin kıpır kıpır etmesini, birlikteyken zamanı durdurma arzusunu, ayrılığın düşüncesinin dünyanın sonu ile eşdeğer olduğu o dünya ötesi halden bahsediyorum… Yapılan planların çıkış noktasının O’nun mutluluğu olduğu, O’nun için Ondan habersiz yapılan fedakârlıktan haz etme halinden bahsediyorum… Kulağa fısıldanan “seni seviyorum” cümlesinin kalp durduran etkisini, sadece güldüğü zaman dudağının kenarında beliren o çizgiyi günlerdir asık yüzünde bir anlık görmenin “şükürler olsun” dedirten gücünden bahsediyorum… Bir zamanlar dinlerken dalga geçtiğin şarkılarda kendi yaşanmışlıklarından parçalar bularak avaz avaz eşlik etmekten, sonunu düşünmeden, sadece anı düşünerek kendini aşka teslim etme halinden bahsediyorum… Ne yalan söyleyeyim ben âşık olmak istiyorum! Ve ne yalan söyleyeyim aslında korkuyorum…

Hayaller

Hayallerimiz Gerçek Oluyor! Nasıl Mı?

ayal etmek yaşadığı süre boyunca her insanın yaptığı bir eylemdir. Gözlerimizi kapatıp kendimizi hayaller alemine bıraktığımızda kendimizi gülümserken buluruz. Gerçekleşmemiş haliyle bile bu denli mutluluk verir hayaller bize. Çocukken başlarız hayal kurmaya; bazılarımız mesleğini belirler, kendine bir kariyer hayali oluştururken bazılarımız da seyyah misali oradan oraya gezdiğini canlandırır hayallerinde. Küçükken hayallerimizi gerçekleştirebileceğimize olan inancımız; büyüyüp hayatla kaynaşmaya başladıkça azalabilir. İnancımızı yitirmek de aslında zihnimizin bize oynadığı bir oyundur. Bu oyunda başrolü üstlenip üstlenmemekse tamamen bizim seçimimizdir.

Hayal et

Hayatı Kullanma Kılavuzu

Durma, devam et hayal etmeye, o verandalı şömineli evi hayal et, içinde sana özel her şeyle. Çünkü insan hayal ederken güzeldir, umutsuzca isterken değil.

İnsan çimlerde sevişirken güzel. Sevişmenin kalp çarpıntısıyla göğü izlerken gözünün önünde atan onca nabız var ya. Tüm dünyayla sevişmişsin gibi, işte onlar güzel.

Dostlarını hayal et, hiç var olmadığı halde bir yerlerden gelen o müziği hayal et. Gerçekten var olur.

Mumları, lunaparkları, hatta fil ve zürafaları hayal et; hem de bir fotoğraf karesinin içinde. Gelmiş geçmiş ve gelecek olanları var et, hayallerinde. İnsana dair güzel ne varsa, şarabı, aşkı, anneyi…

Babanın kış günü geldiğinde getirdiği kış kokusunu, Arnavut kaldırımlarını ve onların arasından her defa fışkıran çimleri, akıp giden yağmurları, yağmur olan nehirleri ve denizleri, içindeki her şeyle birlikte hayal et! Ve sığdır onları yan yana, büsbütün, iç içe kendi güzel sonsuz kürene. Işığı hayal et, gündoğumunu, günbatımını ve piramitleri yadigar et senden sonra gelenlere. Kızılderilileri, sarı benizlileri, zencileri ve beyazları siyah beyaz hayal et.

“Hayal”lerinizi “gerçek”leştirmeye var mısınız?

Gerçekleşmesini istediğiniz her hayalde limit-sizsiniz!

Hepimizin zaman zaman gözlerimizi kapatıp gerçekleşmesini yürekten istediği hayalleri vardır, bir de gerçekleşmesinin tamamen kendi çabasına bağlı oldu hedefleri… Aslında gücünün ve yapabileceklerinin farkında olan insan için emin olun “hayal” diye bir şey yoktur… Şöyle anlatayım sigara bağımlısı bir insan için sigarayı bırakmak, yemek yemeği çok seven biri için diyet yapmak, öncesinde ingilizce tek kelime bilmeyen biri için o dile hakim olmak o kişinin tamamen bu olaylar/durumlar karşısında sergilediği tavırlar/davranışlarla bağlantılı olarak “hedef” de olabilir “hayal” de… Dolayısla gerçekleşmesini istediğimiz bir olayı yapılacaklar listesine almak, onu “hayal”den “hedef”e taşıdığımız ilk adım olduğu için oldukça önemlidir.