Soraya’yı Taşlamak – Ortadoğuda Kadın Olmak

Soraya'yı Taşlamak

Bu hafta sizlerle paylaşacağım film Mayıs 2010’da vizyona girmiş ve dünya çapında, farklı yorumlarla hayli ses getirmiş bir film: Soraya’yı Taşlamak .

İran kökenli Amerikalı sinemacı Cyrus Nowrasteh yönetmenliğindeki film, Şah zamanı ile devrim sonrası dönemi yaşayan İran’ın küçük bir köyünde zina yapmakla suçlanan masum bir kadının, köyün erkekleri tarafından taşlanarak öldürülme hikayesini anlatıyor. Gerçek bir hikayeye dayanan filmdeki ana olayın din ekseninde ilerliyor olması farklı yorumlara ve yer yer acımasız eleştirilere sebep olmuştur.

“Olmayın riyâkarlık edenlerden
Bir yanda yüksek sesle
Kuran’ı dillendirirken
Öte yanda ahlâksızlığını
Sakladığını zannedenlerden ”

Film, İranlı şair Hafız Şirazi’nin bu dizeleriyle başlar. Görüldüğü gibi filmin başında bile asıl eleştirinin İslam’a değil, İslam’ı kendi çıkarları için kullanan yobazlara yapılıyor olduğu açık ve nettir. Filmde işlenen diğer ana temalar ise kadınlık, kadının toplumdaki yeri ve var olma çabasıdır.

Soraya’yı Taşlamak filminin ana karakteri olan Soraya

Filmin ana karakteri olan Soraya, Ali ile evlidir. Evliliklerinin üzerinden geçen yıllardan sonra Ali artık Soraya’yı beğenmemekte; daha genç bir kız ile evlenmek istemektedir. Ali ve Soraya’nın ikisi kız dört çocuğu vardır ancak Ali kızlarını evlat olarak görmemekte; iki çocuğa sahip olduğuna inanmaktadır. Soraya’dan boşanmak isteyen Ali, onu ikna etmek için pek çok fiziksel, cinsel ve psikolojik baskıya başvurmasına rağmen Soraya çocuklarının geleceğini düşünerek boşanmak istemez çünkü Ali’nin kendisine nafaka vermeyeceğinin farkındadır. Erkek çocuklarını kendisini desteklemesi için ikna eden Ali nafaka vermeden boşanmanın yollarını arar.

Hapishane gardiyanlığı yapmış olan Ali, devrim zamanında Şah zamanından kalan mahkumlar arasında olup serbest bırakılan köyün mollasını karısını ikna etmesi için tehdit eder. Molla ise Ali’nin eski suçlarını bildiği için mecbur kalır ve Soraya’ya Ali’den ayrılmasını, para istememesini, ihtiyaçlarını istediğinde kendisinin karşılayacağını zamanla da muta nikahı ile birlikteliklerini devam ettireceğini söyler. Soraya ise inançları ile bağdaşmayan bu çirkin teklifi reddederek yaşadığı cehennem hayatına geri döner.

Ali ise amacını gerçekleştirmek adına her türlü yöntemi deneyecek hale gelmiştir. Aynı köyde yaşadıkları Haşim Ağa’nın eşi öldükten sonra bakıma muhtaç çocuğu ile ilgilenmesi için Soraya uygun görülür ve kendisi için kurulan acımasız plandan habersiz masum Soraya bu teklifi kabul eder.

Kendi ayakları üzerinde durmaya ve baskılar içinde var olmaya çalışan Soraya’ya hayatına mal olacak bir iftira atılır…

Kendi ayakları üzerinde durmaya ve baskılar içinde var olmaya çalışan Soraya’ya hayatına mal olacak bir iftira atılır: Haşim ile zina yapmak… Yaşadığı topraklarda zina suçunun cezası ise recm’dir. Ali’nin tehditleri ile Molla ve Haşim, Soraya aleyhine şahitlik eder ve Soraya masumluğunu kanıtlayamadan recm edilir. Ali içindeki karanlık duyguların o denli esiri olmuştur ki Soraya’nın recmi için kullanılan ilk taşı Soraya’nın öz babasına ve öz çocuklarına attırır. Ve seyirciye insani tüm değerleri sorgulatan Soraya’nın son sözleri olur:

 “ … Bunu bana nasıl yapabildiniz?”

Soraya’nın recm edilmesinden sonra, kendisini destekleyen tek karakter olan ancak köylü tarafından “deli ve hurafelerle dolu bir kadın” olarak nitelendirilen Zehra onun hikayesini tüm dünyanın duymasını ister ve tesadüfen yolu köye düşmüş Fransız bir gazeteciye hikayeyi tüm çıplaklığı ile anlatır. Zehra şu sözleri ile kadının düzene başkaldırışı için umut olmuştur:

“…sesimi alıp buradan götürmeni istiyorum, sesimi al, hikayemi dinle ve bütün dünyaya duyur.”

Soraya direnen, kolay boyun eğmeyen ve içinde bulunduğu erkek egemen toplumda kendisi ve kızları için mücadele veren bir karakterdir ve filmde seçimsizliğin, çaresizliğin ve Ortadoğulu kadınların sembolü haline gelmiştir çünkü recm edilen sadece Soraya değil aynı zamanda onun fikirleridir. İran, filmin dünya çapındaki gösterimlerine ambargo uygulamaya kalksa da film pek çok ülkede vizyona girmiş; Soraya’nın hikâyesini milyonların zihnine işlemiştir.

Şeriat nedir?, Recm nedir?, İslam’da kadının yeri nedir?

Şeriat nedir?, Recm nedir?, İslam’da kadının yeri nedir? Film tüm bu sorularla birlikte “insanlık” kavramını seyircisine sorgulatmaktadır. Soraya’nın taşlanma sahnesinin vicdanları sızlatması için seyircinin İslam ya da başka herhangi bir dine inanması gerekmemektedir. Soraya’ya atılan her taş seyircinin vicdanını hedef almakta ve seyirciyi “insan” olma gerçekliği ile yüzleştirmektedir.

Film Ortadoğu başta olmak üzere dünya üzerinde yaşamış ve yaşamakta olan tüm kadınların erkek egemen topluma sessiz çığlığı niteliğindedir. Herkesin arşivinde bulunması gerektiğine inandığım bir film. Hepinize keyifli seyirler diliyorum.

Paylaş

Konuyla ilgili etiketler
, , ,
Daha fazla: Yağmur Toka

Dangal-Bir Bollywood Efsanesi

Aralık ayında vizyona giren ancak yeni izleme fırsatı bulduğum bir Bollywood filminden...
Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir