aşk

Kendine Yolculuk

Kendine Yolculuk

Arındırın kendinizi,Çevrenizdeki tüm negatif insanlardan, sizi mutsuz eden tüm anılardan, yaşam enerjinizi çalan tüm enerjilerden arındırın kendinizi… Bilin ki arınmış bir zihin ve ruh bambaşka gözlerle bakmanızı sağlayacak yarınlara…Arındırın kendinizi,En büyük düşmanınızın zihninizdeki kaygılar ve korkular olduğunu; yaşamınızın kontrolünün aslında sizde olduğunu unutmadan arındırın kendinizi… Bilin k;i ne hissedersek onu düşünüyoruz ve ne düşünürsek onu deneyimliyoruz…Ve yaşayın doyasıya,Nefes almanın, sağlıklı olmanın aslında en büyük hazine olduğunu hatırlayarak, yanımıza kar kalacak olanın sadece şu AN olduğunu unutmadan; severek, gülümseyerek, imkanınız el verdiği ölçüde birilerinin hayatına dokunarak, affederek, sadece iyi insanlar ve iyi anılar biriktirerek, İYİ Kİ’lerinizi arttırarak yaşayın.Çünkü iyilik bulaşıcıdır aslında…

Sevgilim

Gelecekteki Sevgilim ‘e Mektup

Eğer az da olsa birbirimize benziyorsak birlikte çok eğleneceğiz… Hiçbir zaman bitiremeyeceğimiz yap-bozlara başlar, spor salonlarına yazılır gitmeyiz,  ama her seferinde bu sefer bitirmeden bırakmak yok deriz… PlayStation oynarız mesela, FIFA’yı falan bilmem ama Tekken’de seni zorlayacağıma eminim… Olur da canımız hiçbir şey yapmak istemez sadece susup oturmak isterse susar oturur, müzik dinler, okuduğumuz kitapların sevdiğimiz cümlelerinin altını çizeriz… Görenlerin mutfakta tüp patladığını düşüneceği şekilde darmadağın yemek yapabilir, en diyetli olduğumuz zaman diliminde koca dilim çikolatalı pastayı midemize afiyetle indirebiliriz… Hava güzelse sandal kiralar, balık tutmaya gideriz… Yağmurluysa yürüyüşe çıkar, çamur vs. aldırmadan çimlere serilebiliriz… Bir alışveriş merkezinin üst katında çocuklara ayrılan oyun alanında saatlerce oyun oynayabiliriz… Günübirlik geziler, hafta sonu kaçamakları planlar, bilmediğimiz bir şehrin bilmediğimiz sokaklarında sevdiğimiz şarkı çaldığında kimseye aldırmadan dans ederiz… Yapılacak o kadar çok şey var ki aslında…

AŞK

Nereye kaçarsan kaç, “O” hep orada… Adı “AŞK!”

AŞKın en çok o insanı aptal eden halini özlüyorum… Sabah kalktığında sebepsizce mutlu uyanmayı, buluşma günü ve saati gelene kadar içinin kıpır kıpır etmesini, birlikteyken zamanı durdurma arzusunu, ayrılığın düşüncesinin dünyanın sonu ile eşdeğer olduğu o dünya ötesi halden bahsediyorum… Yapılan planların çıkış noktasının O’nun mutluluğu olduğu, O’nun için Ondan habersiz yapılan fedakârlıktan haz etme halinden bahsediyorum… Kulağa fısıldanan “seni seviyorum” cümlesinin kalp durduran etkisini, sadece güldüğü zaman dudağının kenarında beliren o çizgiyi günlerdir asık yüzünde bir anlık görmenin “şükürler olsun” dedirten gücünden bahsediyorum… Bir zamanlar dinlerken dalga geçtiğin şarkılarda kendi yaşanmışlıklarından parçalar bularak avaz avaz eşlik etmekten, sonunu düşünmeden, sadece anı düşünerek kendini aşka teslim etme halinden bahsediyorum… Ne yalan söyleyeyim ben âşık olmak istiyorum! Ve ne yalan söyleyeyim aslında korkuyorum…