Hayati Kandiyoti

Asma Bahçeleri

Asma Bahçeleri

Evrene evim diyebilecek misin?
Ayaklarına sor, yüreğinde cesaret varsa,
Cevabı duyarsın.
İç, dış olmuş. Zan öyle ki; kıyamet ha koptu ha kopacak. Halbuki yerin altı milyon yıldır kaynıyor.
Ne büyük zannederiz kendimizi!
Gecenin gülen martıları alacakaranlığın sessiz yarasalarına sormuş… Belki de bir tek balinalar şahit bu konuşmalara.
Dalga boyları aşıyor, boyumuzdan ileri.
Önce yerleri, sonra gökleri, sonra merak içinde tüm evreni.
Boydan boya bir çocukluk kitabında görmüştüm, yemyeşil Babil’in Asma Bahçeleri…

Delilik

Delilik

Odandan, evinden, sokağından, zihninden, bedeninden, düşüncelerinden; dünyandan, güneş sisteminden ve galaksinden dışarı çık. Bu, en önemlisidir. Çünkü sen, olmadığını düşündüğün yerlerde de varsın; olduğunu düşündüğün yerlerde varken, görüşünden kaçan yerlerdeki varlığını inkardasın.

Yine de, hem emrinde sana sunulmuş bir hizmetkar, hem de bir bebek gibi, bir cenin gibi üzerine sarmaladığın bu sonsuzluk, senin kendine biçtiğin kadarıdır. Kendin kadar varsın. Bir de senin gibi binbir can var, bu buruş buruş kumaşın kıvrımlarının her yerine dağılmış; onlar yokmuş gibi, onlardan ayrı nefes alıyormuşsun gibi yapamazsın. Bu da, cehaletin doruk noktasıdır. Varsan birlikte varsın. Tek başına, boş ormanda düşen bir ağaçsın. Ormana bak, ormanı gör.

Herhangi Bir Günün Tavsiyesi

Anda Yaşamak ?

Nerdeyiz?

Neden korkarak yaşıyoruz ve aslında yaşıyor muyuz?

Onca bilgi akıp giderken onları yakalayamama yanılgısına düşüp nehirden mi çıktık yoksa? Ya da panikleyip boğulmaya mı sürükleniyoruz?

Bilgi akıyor. Bilgi her yerde, bilgi baktığın yerde, bilgi havada asılı ve bilgi gerçek kut. İhtiyacımız da yok ya, yaşantımızın içinde televizyon, internet vs. kitle iletişim araçları varken ve bunlara günlük bilincimizin en düşük haliyle bile ulaşabilirken, bu aygıtların, bütünün hayrına kullanılmıyor olması; safsata ve kıpkırmızı renklerle dolup taşması belki olması gereken şey; fakat yazık. Olan biten hakkında fikir yürütürken, olması gereken her şeyin olduğunu ve olan her şeyin de olması gerektiğini unutmamak gerek. Bunların kimin yaratımı olduğu ise ayrı bir konu. Lakin tartışmasız, bizim. Herkesin kendinin ve bir üst bilinç düzeyinde herkesin ortak yaratımıdır olan her şey.

Hayal et

Hayatı Kullanma Kılavuzu

Durma, devam et hayal etmeye, o verandalı şömineli evi hayal et, içinde sana özel her şeyle. Çünkü insan hayal ederken güzeldir, umutsuzca isterken değil.

İnsan çimlerde sevişirken güzel. Sevişmenin kalp çarpıntısıyla göğü izlerken gözünün önünde atan onca nabız var ya. Tüm dünyayla sevişmişsin gibi, işte onlar güzel.

Dostlarını hayal et, hiç var olmadığı halde bir yerlerden gelen o müziği hayal et. Gerçekten var olur.

Mumları, lunaparkları, hatta fil ve zürafaları hayal et; hem de bir fotoğraf karesinin içinde. Gelmiş geçmiş ve gelecek olanları var et, hayallerinde. İnsana dair güzel ne varsa, şarabı, aşkı, anneyi…

Babanın kış günü geldiğinde getirdiği kış kokusunu, Arnavut kaldırımlarını ve onların arasından her defa fışkıran çimleri, akıp giden yağmurları, yağmur olan nehirleri ve denizleri, içindeki her şeyle birlikte hayal et! Ve sığdır onları yan yana, büsbütün, iç içe kendi güzel sonsuz kürene. Işığı hayal et, gündoğumunu, günbatımını ve piramitleri yadigar et senden sonra gelenlere. Kızılderilileri, sarı benizlileri, zencileri ve beyazları siyah beyaz hayal et.