Sevgi

AŞK

Nereye kaçarsan kaç, “O” hep orada… Adı “AŞK!”

AŞKın en çok o insanı aptal eden halini özlüyorum… Sabah kalktığında sebepsizce mutlu uyanmayı, buluşma günü ve saati gelene kadar içinin kıpır kıpır etmesini, birlikteyken zamanı durdurma arzusunu, ayrılığın düşüncesinin dünyanın sonu ile eşdeğer olduğu o dünya ötesi halden bahsediyorum… Yapılan planların çıkış noktasının O’nun mutluluğu olduğu, O’nun için Ondan habersiz yapılan fedakârlıktan haz etme halinden bahsediyorum… Kulağa fısıldanan “seni seviyorum” cümlesinin kalp durduran etkisini, sadece güldüğü zaman dudağının kenarında beliren o çizgiyi günlerdir asık yüzünde bir anlık görmenin “şükürler olsun” dedirten gücünden bahsediyorum… Bir zamanlar dinlerken dalga geçtiğin şarkılarda kendi yaşanmışlıklarından parçalar bularak avaz avaz eşlik etmekten, sonunu düşünmeden, sadece anı düşünerek kendini aşka teslim etme halinden bahsediyorum… Ne yalan söyleyeyim ben âşık olmak istiyorum! Ve ne yalan söyleyeyim aslında korkuyorum…

Herhangi Bir Günün Tavsiyesi

Anda Yaşamak ?

Nerdeyiz?

Neden korkarak yaşıyoruz ve aslında yaşıyor muyuz?

Onca bilgi akıp giderken onları yakalayamama yanılgısına düşüp nehirden mi çıktık yoksa? Ya da panikleyip boğulmaya mı sürükleniyoruz?

Bilgi akıyor. Bilgi her yerde, bilgi baktığın yerde, bilgi havada asılı ve bilgi gerçek kut. İhtiyacımız da yok ya, yaşantımızın içinde televizyon, internet vs. kitle iletişim araçları varken ve bunlara günlük bilincimizin en düşük haliyle bile ulaşabilirken, bu aygıtların, bütünün hayrına kullanılmıyor olması; safsata ve kıpkırmızı renklerle dolup taşması belki olması gereken şey; fakat yazık. Olan biten hakkında fikir yürütürken, olması gereken her şeyin olduğunu ve olan her şeyin de olması gerektiğini unutmamak gerek. Bunların kimin yaratımı olduğu ise ayrı bir konu. Lakin tartışmasız, bizim. Herkesin kendinin ve bir üst bilinç düzeyinde herkesin ortak yaratımıdır olan her şey.