hayat

Dikkat! Bahar geliyor… Depresyonu ile beraber!

Bahar depresyonu diye bir şey var!

Ben ve benim gibi kıştan pek de haz etmeyen insanların dört gözle beklediği, güneşin yavaş yavaş kendini göstermeye başladığı o muhteşem günlerdeyiz. Montlar, kazaklar, çizmeler yerini şortlara, tişörtlere, çiçekli elbiselere, sandaletlere bıraktı. Bahar geldi bahar…

Artık ısınmak için ısıtıcılara, kat kat giyinmeye ihtiyacımız yok. Hasta olduk olacağız endişesi ile sokağa çıkmamaya veda ediyor; “Hava 8’de kararıyor zaten”, “Aman ne gerek var otur oturduğun yerde”,” Yarın iş var” bahanelerimizi yavaş yavaş rafa kaldırıyoruz… Her yeni gün de daha aydınlık bir sabaha uyanıyoruz, gün boyu güneş eşlik ediyor bize, günler uzuyor ve biz aklımızdakileri gerçekleştirmek için daha fazla fırsat buluyoruz. Kış boyu ertelediğimiz, üşendiğimiz ne varsa harekete geçmenin zamanı geldi. Bir şeylere başlamak için o hep beklediğimiz “pazartesi günleri” tam da bu pazartesi günleri 🙂

Black – Işığa Doğru

Filmimizin ana karakteri olan Michelle, görme ve işitme yetisini henüz bebekken kaybetmiş, Hintli ve varlıklı bir ailenin ilk çocuğudur. Dünyanın tüm ses ve renklerinden uzak; kendi karanlığına hapsolmuş ve bu karanlıkta kaybolmuş olan Michelle, sekiz yaşına geldiğinde çekirdek ailesi tarafından bir tehlike olarak görülmeye başlar. Doğru yöntemleri kullanamadıkları için eğitemedikleri kızlarının asla eğitilemeyeceğine koşullanan aile, Michelle’i de bu öğrenilmiş çaresizliğe sürükler. Evde kızlarını kaybetmemek için Michelle’in boynuna evcil bir hayvanmışçasına zil takan ve onu bu yöntemle takip eden aile; seyirciye, yıkılamayan toplumsal tabuları adeta sessizce haykırmaktadır. “Normal olmayanı ötekileştir!” Peki, “normal” nedir? “Normallik sınırlarını kim ve ne şekilde belirler?” Bu soruların yanıtlarını bulmadan, emek vermeden, empati kurmadan bilinçsizce Michelle’i hayattan koparan aile iki kardeş arasına yıllar sonra patlak verecek kalın duvarlar örmeyi de ihmal etmez. Engelli bir kıza sahip olmanın yükünü kaldıramayan baba ise, sonunda Michelle’i akıl hastanesine göndermek istese de karısının çabaları sonucu Michelle için özel bir öğretmenden yardım almaya ikna olur. Özel eğitim ihtiyacı olan çocuklar üzerinde başarılı sonuçlar elde etmiş olan Debraj öğretmenin Michelle’in hayatına dokunması filmde işte tam da bu sahne ile başlar.

Hayal et

Hayatı Kullanma Kılavuzu

Durma, devam et hayal etmeye, o verandalı şömineli evi hayal et, içinde sana özel her şeyle. Çünkü insan hayal ederken güzeldir, umutsuzca isterken değil.

İnsan çimlerde sevişirken güzel. Sevişmenin kalp çarpıntısıyla göğü izlerken gözünün önünde atan onca nabız var ya. Tüm dünyayla sevişmişsin gibi, işte onlar güzel.

Dostlarını hayal et, hiç var olmadığı halde bir yerlerden gelen o müziği hayal et. Gerçekten var olur.

Mumları, lunaparkları, hatta fil ve zürafaları hayal et; hem de bir fotoğraf karesinin içinde. Gelmiş geçmiş ve gelecek olanları var et, hayallerinde. İnsana dair güzel ne varsa, şarabı, aşkı, anneyi…

Babanın kış günü geldiğinde getirdiği kış kokusunu, Arnavut kaldırımlarını ve onların arasından her defa fışkıran çimleri, akıp giden yağmurları, yağmur olan nehirleri ve denizleri, içindeki her şeyle birlikte hayal et! Ve sığdır onları yan yana, büsbütün, iç içe kendi güzel sonsuz kürene. Işığı hayal et, gündoğumunu, günbatımını ve piramitleri yadigar et senden sonra gelenlere. Kızılderilileri, sarı benizlileri, zencileri ve beyazları siyah beyaz hayal et.

Merhaba Deniz

Merhaba, Ben Deniz

1985 yılı Kasım ayında doğmuş bir kız çocuğuyum. Size kendimi ve hayatımı birkaç cümleyle anlatmalıysam eğer; hayatımın ilk bölümünde sadece kendi içsesini dinleyerek yaşamış; etrafındakileri oldukça tedirgin, kendisini sonsuz mutlu etmiş biriyim. İkinci bölümde ise çoğunluk tarafından kabul edilmiş doğru ve yanlışlarla, yapılması gerekenlerle(!) hayatıma yeniden yön vermeye çalışırken tam anlamıyla kendimi kaybettim. Kendimi bulduğumda bir hastanenin acil servisinde, çığlıklar atarak ağlıyordum…

Bir saniye… Sanırım eksik ya da yanlış tanıttım kendimi… En baştan başlasam anlatmaya, beni dinler misiniz?