Doğum Haritası ve Sen : Yolculuğa hazır mısın?

Doğum Haritası ve Sen
adsense

Doğum Haritası analizim bana anlatılmaya başlandığı ilk an’ı hatırlıyorum.

O zamanlar cafe/restoranlar açık tabii, sessiz sakin bir pazar gününde kulaklığımı takmış, en sevdiğim cafede her zamanki köşemde kahvemi yudumlayarak sanki keyifli bir film seyredecekmişcesine bir hale bürünmüştüm.

Yaklaşık bir saat sonra, -takribi haritamın 6. evine doğru yol alışımız dolaylarında- bu hissimin bambaşka bir noktaya doğru yol alacağından habersizdim. Hayır hayır, 6. evde müthiş bir gezegen toplaşması, sansasyonel mevzular falan olduğundan değil, esas meselenin doğum haritası analizime başladıktan yaklaşık bir saat sonra zihnimde bir algı olarak sirayet etmesinden bahsediyorum aslında.

Mevzu derindi çünkü.

Hayatın bana getirdiği mevcut potansiyellerimden, birtakım özelliklerimden, bilinçaltındaki kendimi algılama şeklimden ve dahası hayatıma dair ihtimallerimden bahsediyorduk.

Ve ben “harita analizi” için randevu aldığım günden tutun da o analiz başlayıp belirli bir süre geçene kadar, bunun aslında ne kadar ciddi ve önemli olduğunu, hatta -bana göre- cesaret gerektiren bir mevzu olduğunu bile fark etmemiştim. Kendimle yüzleşmeye hazır mıydım? Önüme serilen hayatın potansiyellerinden öte, karşıma çıkması kuvvetle muhtemel engellerini, engebelerini, o engebeleri aşarsam/aşamazsam olabilecekleri, kısaca o ihtimaller denizini ve “beni” dinlemeye hazır olup olmadığımı kendime hiç sormuş muydum?

Cevabım hayırdı. Ama o zamana kadar kendi üzerimde çalışma ve farkındalık noktasında kendimce öyle aşamalar kaydetmiştim ki, anlatılanları her anlamda sindirmek ve yüzleşmek noktasında temelde bir bocalama yaşamadım desem yalan söylemiş olmam. Ne var ki şunu da söylemeden geçemem, haritamla tanıştığım o ilk günden sonra, tanıyıp anlamlandırdıkça ve sindirdikçe daha daha çok sevdim. İlk karşılaşma anında birbirimize sempatiyle baksak da, samimiyetimiz zamanla çok değişti, gelişti ve hala da diyalogumuz, keşiflerimiz sürüyor.

……

Bu yazıyı da kendi serüvenimden yola çıkarak özellikle de Astrolojiye meraklı, haritasını internet veya farklı programlar vesilesiyle öyle ya da böyle hesaplatmış, kendiyle ilgili birtakım Astrolojik bilgilere sahip ancak detaylı harita okumasını henüz yapmamış/yaptırmamış olanlar ve bir de, analizini yaptırmış ancak tabir-i caizse mevzuya uyanamamış hissedenler için kaleme almak istedim desem yanlış söylemiş olmam sanırım.

Korkuyor musunuz mesela Doğum Haritanızı öğrenmekten?

Kaygılandırıyor mu sizi? Çekiniyor musunuz?

“Cehalet mutluluktur.” cümlesi geçiyor mu aklınızdan? “Benim burcum Başak işte ya mükemmelliyetçiyim.” diyip geçmek, haritanızda Venüs’ün Koç’ta ve zararda olmasını bilmekten daha mı mutlu hissettiriyor dünya düzleminde?

Ya da size anlatılan harita kafanızda soru işaretleri mi oluşturdu?

Bazı şeyleri “Yok ya ben öyle biri değilim haritada niye böyle anlamadım, saçmalık.” diye itelediniz mi, üzerine hiç derinlemesine düşünmeden?

…….

Sorular arttıkça artar. Her birinin cevabı var elbet, kendi düşüncelerimi aktarırken bunları da – kendimce – cevaplamış olacağımı düşünüyorum aslında.

Bu yazıyı yazmaktaki en yegane amacım da o. O yüzden bu defa, diğer kaleme aldığım konularda çokça – ve doğaçlama bir şekilde- kullandığım metaforlar aramızda değil. Doğrudan ve aktığı gibi, birinci ağızdan yazıyorum. Çünkü herkes haritasını okusun/okutsun, anlasın, tekrarlasın, üzerine düşünsün, sindirsin ve dahası haritasıyla ve olası hayat rotalarıyla sıfatlarından bağımsız olarak “barışsın” istiyorum. 

Şimdi, öncelikle evet, haritanızı okumak ve bilmek gerçekten ciddi bir mesele bana sorarsanız. Biraz cesaret istiyor desem -yine kendi fikrimce tabiiki- yanlış söylemiş olmam. Şahsi fikrim, eğer ki Astrolojiyi gerçekten benimsiyor ve bu ilmi hayat görüşünüzle bağdaştırıyorsanız, haritanızla yüzleşmeye hazır olduğunuzu hissetmeniz o haritayı öğrendiğinizde elinize geçen malzemelerle kaliteli bir şeyler yapmak için hayatın sürücü koltuğuna geçme noktasında sizi motive edecektir.

Doğum Haritası Analizine hazır olup olmadığınızı anlamak aslına bakarsanız basit :

Hayat size göre iyi ve kötü, siyah ve beyaz şeylerden mi ibaret bir bakmanızı tavsiye ederim. Her şey sınıflandırılıyor mu içinizde, gri alanlara yer yok mu mesela, iyi-kötü-zor-kolay sıfatlarının yerine “olay, durum, hal, olasılık, odak” kelimelerini ve oluşları koymak can acıtıcı ve komfor alanınızı zorlayıcı mı olur? Ya da böyle bir bakış açısı geliştirmek konusunda hevesli misiniz?

Eğer etiketleme konusunda esneklik payınız ciddi derecede az ise, ama bunu geliştirmek istiyorsanız haritanızla yüzleşmek için kapıları açın derim. Ha yok, son derece katı iseniz -bunun farkında olduğunuz ve kabullendiğiniz için ayrıca sizi tebrik etmek gerek- haritanız bir süre daha doğru zamanda karşılaşmanızı bekleyebilir sanki; yine de karar sizin.

Neden yukarıdaki süzgeçleri yazdığımı da kısaca belirtmek gerekirse..

Astroloji eğitiminin henüz çok başlarında olan ve eğitim başlangıcı öncesinde de Astroloji üzerine sürekli okuyup öğrenme çabasında olan biri olarak, henüz teknik anlamda bir şeyler öğrenmeye bile başlamadan edindiğim ilk bakış açısını kendi cümlelerimle sizlerle paylaşmak isterim :

Astrolojide iyi/kötü yoktur. Durumlar vardır. Bu durumları daha sonra farklı sıfatlarla isimlendirmek zihnin kaçamadığımız bir tutsağı da olsa, en azından Astroloji çerçevesinde karşılaşılan tüm ihtimaller ve haller, durumsal nitelikler olarak değerlendirildiği müddetçe en sağlıklı bakış açısını sunar ve amaca yönelik hizmet ederler.

Şimdi bu yukarıdaki kısa açıklamadan sonra da şunu söylemeliyim ki eğer hazır değilseniz, öğrendiklerinizi ve duyduklarınızı kulak arkası etmeye, belki onlardan kaçmaya yeltenme dürtüsü oluşturabilirsiniz.

Ve hatta umut tacirliği yapmasını beklediğiniz sevgili Astroloğunuzun zihindeki iyi/kötü sınıflandırmasını düşünmeksizin haritanıza dair sıraladığı gerçekler içerisinden hoşunuza giden detayları koltuk altınıza sıkıştırıp, kalanları seansın gerçekleştirdiği an’da öylece bırakarak koskoca seansı bir anlamda ziyan ederek de o seanstan ayrılabilirsiniz.

Oysa haritanızın size temelde anlatmak istediği en değerli şeylerden biri, yürüdüğünüz hayat yolunda sizin hayata karşı nasıl cevaplar vermesi muhtemel bir kimse olduğunuzu, deyim yerindeyse “hamurunuzu” bilmeniz ve ona daha yakından bakmanızdır mesela, tarafsızca.

Sonrası, bu hamuru alıp kabul ettikten sonra tüm şevkinizle yoğurmaya devam etmeniz için hayatın elinize sunacağı malzemelerle ilgili ipuçlarını takip etme meselesi.. (Tabii bu örnek meselenin sadece bir yönüyle sunduğum bir bakış açısı)

Ama işte sen kendini kurabiye hamuru zannederken haritan sana “Sen poğaça hamurusun, iyi malzemeleri eklersen nefis bir dereotlu poğaça olursun” diyorsa ve sen “Banane ben kurabiyeyim, ne demek poğaça hamuru!!” demeye devam edersen, harita gerçeğiyle yüzleşmenin sana pek de iyi gelmeyeceği aşikar..

Önce şu görüşü benimsemek çok daha sağlıklı :

Hangi yiyeceğin hamuruna ait olursan ol, nihai niyetin özenli bir şekilde hazırlanıp pişmek olsun. Esas mesele mutluluk, lezzet, keyif ve afiyettir; bazen de tarifin püf noktalarını öğrenmek ve her seferinde daha profesyonel bir hamur yoğurmaktır. Sözün özü, samimi bir sofrada kurabiye olmak da poğaça olmak da şahanedir.

Bu bakış açısına vardığın gün, koş haritana! Daha önce öğrenmiş ve hala onunla barışmamış, belki küsmüşsen, ellerinde çiçeklerle kapısında sırılsıklam bitiver!

Oku, okut, yeniden oku.

Üzerine düşün, okurken gülümse, “aha moment” dediğimiz an’lardan yaşa.

Çöz, çözül, kabul et, kucakla.

Doğum Haritası, sensin. Senin. Dünyada bir tane daha yok. Ondan da, senden de.

Birlikte değişecek, dönüşecek ve iradenle yaptığın seçimlerin sayısız sonuçlarını öz’ünle birlikte yorumlayacaksınız son ana kadar.

Harita yolculuğu, kendini kabul ettiğin an başlar. Aralarında muazzam bir ilişki var bu harita ve kendilik meselesinin.

Onu iyi gör, olur mu? Sonrası emin ol çorap söküğü..

Dilerim yolculuğun keyifli, hamurun her geçen gün daha lezzetli olsun..

Sevgiyle <3

 

Doğum Haritası

Paylaş

More from İlayda Çakmakçıoğlu
Zamanda Aşk
"Hayattaki her an, onu ikinci kere yaşayabilme şansı ile gelseydi, ne olurdu?"
Read More
Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir